Doğanın Kucağında Huzur: İzmir'in En Güzel Köyleri ve Özel Hikayeleri

İzmir, Türkiye’nin batı kıyısında, Ege Denizi’ne bakan büyüleyici bir şehir. Bu güzel şehir, birçok tarihi ve doğal güzelliğe ev sahipliği yapmanın yanı sıra köyleri ile de dikkat çekiyor. İzmir’in en güzel köylerinden birkaçını sizin için derledik.

Ege’nin incisi İzmir, doğal güzellikleri ile de ilgi odağı olmaya devam ediyor. İzmir köyleri de son dönemlerde büyük ilgi görüyor. Vatandaşlar hafta sonları İzmir’in köylerine akın ederek huzurun ve doğanın keyfini çıkartıyor.

İzmir’in en güzel köylerinden birkaçını sizin için derledik. İşte İzmir’in en güzel köyleri…

Doğanın Kucağında Huzur: İzmir'in En Güzel Köyleri ve Özel Hikayeleri

Barbaros Köyü: Urla’ya bağlı şirin bir Türkmen köyü olan Barbaros, her yıl düzenlenen Oyuk Korkuluk Festivali ile tanınıyor. Barbaros Köyü, “Köyün sakinliğine zarar vermeden, doğal dokusunu bozmadan, gelenekleri canlandırmak, üretim gücünü ortaya koymak, kırsal yaşamın bize sunduğu nimetlerden ödün vermeden, sürdürülebilir kalkınmamızı sağlamak” vizyonuyla dikkat çekiyor. Köyde aynı zamanda Çat Kapı Evleri bulunuyor. Bu yazının yer aldığı kapıları çalarak uygun bir fiyata karnınızı doyurmak ve köyün lezzetlerine varmak mümkün.

Bu Haber İlginizi Çekebilir  92 yaşında kütüphane kurdu

Doğanın Kucağında Huzur: İzmir'in En Güzel Köyleri ve Özel Hikayeleri

Germiyan Köyü: İzmir‘in Çeşme ilçesinde yer alan Germiyan Köyü, adeta Ege’nin incisi konumunda. Slow Food olarak adlandırılan Yavaş Gıda hareketine ilk katılan köy olarak ünlenen köy, her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor. Katkısız gıdalar ve geleneksel yemekleri ile ön plana çıkan Germiyan Köyü beyaz badanalı evleri ile görenleri büyülüyor.

Doğanın Kucağında Huzur: İzmir'in En Güzel Köyleri ve Özel Hikayeleri

Bademler Köyü: Susuz Yaz filminin burada çekilmesinden sonra ünlenen Bademler Köyü’nün kendine ait bir tiyatrosu bulunuyor. Bademler Köyü, İzmir’in en özel yerleri arasında yer alıyor. Bu köy ilklerin adresi resmen. Bir köy düşünün ki tiyatrosu olsun üstelik 1930’lardan beri oyunlar sahneleyen tiyatrosunda tüm oyuncular köylülerden oluşsun. 76 yıllık bir kütüphane ve de bir oyuncak müzesi olan bir köy. Her şeyi ile oldukça özel bir köy. Burası kültür ve sanatın buluştuğu, insanın neden tüm köylerimiz böyle değil dediği bir yer.

Bu Haber İlginizi Çekebilir  Torbalı'dan Türkiye’nin Her Bölgesine Gönderiliyor

Doğanın Kucağında Huzur: İzmir'in En Güzel Köyleri ve Özel Hikayeleri

Kösedere Köyü: Sokakları, tarihi evleri, camisi, köşedeki bakkalı, berberi ile köy, ziyaretçilerine nostaljik bir atmosferde keyifli dakikalar sunuyor.

Karaburun İlçesi’nin en büyük köylerinden biri. Eski adı Ağalarseki’dir. Bütün Karaburun köyleri gibi denize uzak kurulmuştur. Sahile 3 kilometre uzaklıktadır.

Eğlenhoca, İnecik köylerine yakındır. İskele olarak Kaynarpınar İskelesi’ni kullanır.

Boyabağı, Aşağı Boyabağı ve İçmekıyısı koylarında yerleşim vardır. Şu anda tarım yapılmayan Ovacık Yaylası 1970’li yıllardan önce köy nüfusunun yarıdan fazlasını yaz aylarında göçtüğü, 1000 dekar tarım arazisi olan bir yerdi. Ve bu yaylada üzüm bağı vardı.

Hurma zeytin yörenin özgün bir ürünü, ekolojik şartlarda dalında tatlılaşan bir sofralık zeytin türüdür.

Doğanın Kucağında Huzur: İzmir'in En Güzel Köyleri ve Özel Hikayeleri

Özbek Köyü: Özbekistan göçmenleri tarafından kurulmuş olmasından ötürü Özbek Köyü adını alan bu köy, sahili ve sıra sıra dizilmiş taş evleri ile görenleri kendine hayran bırakıyor. Köy, herkesin hayalini kurduğu küçük bir balıkçı köyü olması ile de dikkat çekiyor.

Bu Haber İlginizi Çekebilir  Ahşap kulübeler tarım turizmi için tasarlandı

Doğanın Kucağında Huzur: İzmir'in En Güzel Köyleri ve Özel Hikayeleri

Şirince Köyü: Selçuk’a bağlı olan Şirince Köyü İzmir’in en meşhur köylerinden biridir. Şirince Köyü’nün ünü Türkiye sınırlarını da aşmış, dünyanın en ünlü köyleri arasına adını yazdırmıştır. Şirince Köyü, doğal güzelliklerinin yanı sıra şarabı ile de meşhurdur.

İzmir’in Selçuk İlçesi’ne bağlı ve Selçuk’a 8 kilometre mesafede tarihi mimarisi korunmuş turistik bir köydür. Özgün adı olan Kırkınca’nın efsanevi bir çağda dağlara vuran kırk kişiye atfen verildiği rivayet edilir. Rum telaffuzunda Kirkice, Kirkince ve nihayet Çirkince gibi biçimler alan bu ad, Cumhuriyet’in ilk yıllarında dönemin İzmir valisi Kazım Dirik’in talimatıyla Şirince şeklinde resmileştirilmiştir.

1950’li yıllarda 2000-3000 civarında iken sonradan 700’e kadar düşen köy nüfusu, 1990’lı yıllardan itibaren turizmin gelişmesiyle birlikte tekrar yükseliş eğilimi içine girmiştir. Köyde halen bazı Rum evleri pansiyon olarak hizmet vermektedir.

Kaynak